Seks işçiliğinin izlerini bilinen geçmişin en erken dönemlerinde bile takip edebilmemize karşın, seks işçileri muhtemelen çok kısa dönem aralıklarıyla suçlamalardan, dışlanmadan ve şiddetten uzak bir yaşam sürdürmüşlerdir. Ülkemizde sayıları yüzbin civarında olduğu öne sürülen seks işçileri, toplumun en dışlanan gruplarından biridir ve yürürlükte olan yasalara rağmen seks işçileri, ihmal edilmelerinde sakınca olmayan ahlak düşkünü kişiler olarak değerlendirilmektedir. Diğer yönden ülkemizde ve bölgemizde HIV/AIDS salgını giderek hızını artırmakta ve seks işçileri sadece HIV enfeksiyonu yönünden değil, insan ticareti ve madde bağımlılığı gibi konular nedeniyle de risk altında bulunmaktadır.

Bilindiği gibi seks işçiliği toplumda cinsel yolla bulaşan enfeksiyonların (CYBE) yayılım hızını belirleyen en önemli değişkenlerden biridir. Seks işçileri, sık eş değiştirmeleri nedeniyle bir taraftan enfeksiyon riski altındadır, diğer taraftan eğer güvenli cinsel ilişki kurallarını uygulamıyorlarsa hastalıkları yayma eğilimindedirler. Bu bağlamda AIDS salgını yönünden henüz başlangıç aşamasında olduğu ileri sürülen ülkemizde, seks işçileri önemli bir grup olma özelliğini kazanmaktadır. Ülkemizde bir AIDS patlaması yaşanmaması için önleme çalışmaları kapsamında seks işçilerine özel bir yer ayrılması ve seks işçilerinin güvenli cinsel davranış kazanmaları gerekmektedir.

Türkiye’de seks işçilerinin güvenli cinsel davranış kazanmaları yönünde sınırlı da olsa sivil toplum kuruluşları tarafından bilgilendirme çalışmaları yürütülmektedir. Ancak başta seks işçiliğini düzenleyen mevzuat ve bu mevzuatın uygulanmasından kaynaklanan sorunların yanı sıra, toplumda öteden beri varolan ve seks işçilerine karşı ayrımcılık, dışlama ve etiketleme ile sonuçlanan önyargılar nedeniyle; seks işçilerinin, kendilerini ve müşterilerini hastalıklardan yeterince korudukları söylenemez. Diğer bir deyişle seks işçileri yürürlükteki yasal uygulamaların baskısı ve kendilerine uygulanan şiddet, ayrımcılık, dışlama ve etiketleme nedeniyle sağlıklarını ve toplumun sağlığını gündemlerinin ilk basamağında görememektedir.

Ülkemizde, bir taraftan AIDS’in önlenmesi bağlamında toplum sağlığı yararı gerekçesiyle; diğer yandan içinde bulunduğumuz yüzyılın insan hakları ve insanlık onuru değerleriyle bağdaşmayan bir konumda olmaları nedeniyle; seks işçiliğinin yeniden tanımlanması, seks işçiliği mevzuatının gözden geçirilmesi ve seks işçilerinin uğradıkları şiddetin ortadan kaldırılarak, ekonomik ve sosyal destek hizmetlerinden yararlanmalarını sağlamak gerekiyor.

1. Seks işçiliği, karar verme yetisi olan yetişkinler arasında para veya mal karşılığında ve herhangi bir zor kullanma olmadan gerçekleştirilen cinsel hizmet alışverişi olarak tanımlanabilir. Sokak fahişeliği, eskort hizmetleri, telefon arkadaşlığı hizmetleri, pornografi yıldızlığı, erotik dans ve erotik masaj hizmetleri seks işçiliği kapsamında değerlendirilir.

2. Seks işçileri diğer insanların ve çalışanların sahip olduğu haklarla aynı haklara sahip olmalıdırlar.

3. HIV/AIDS’in önlenmesi ve zararlarının azaltılmasında seks işçilerinin haklarının korunması özel öneme sahiptir. Bu haklarının korunması için seks işçilerinin yasal zeminlerde çalışması esastır.

4. Seks işçilerinin sağlıklarının ve iyilik hallerinin geliştirilmesi için sağlık ve sosyal destek hizmetlerine ulaşmalarını kısıtlayan engeller ortadan kaldırılmalıdır.

5. Karar verme yetisi olan yetişkinler arasındaki seks işçiliği temelindeki tüm ilişkiler yasal olarak düzenlenmelidir. Bu bağlamda ülkemizde yasadışı fuhuş (gizli fuhuş) kapsamında değerlendirilen ve insan hakları korumasından yoksun ve güvensiz koşullarda çalışmak zorunda bırakılan seks işçilerinin durumlarının iyileşmesi yönünde düzenlemeler yapılmalıdır.

6. Seks işliğini düzenleyen yasaların ve politikaların hazırlanmasında, seks işçilerinin ve seks işçiliğine yönelik çalışmalar yapan Sivil Toplum Kuruluşlarının (STK) etkin katılımı sağlanmalıdır.

7. Seks işçilerine güvenli cinsel ilişki, CYBE ve HIV/AIDS’den korunma, madde kullanımının önlenmesi konularında bilgi veren, tutum ve davranış değiştirmeyi hedefleyen programlar yaygınlaştırılmalıdır. Seks işçilerine yönelik CYBE ve HIV/AIDS tanı ve tedavi hizmetleri yaygınlaştırılmalı ve ulaşılabilir olmalıdır.

8. Karar verme yetisi tam olgunlaşmamış çocukluk çağındaki bireylerin fuhuş sektöründe sömürülmeleri ve şiddete uğramaları engellenmeli, sonlandırılmalıdır.

19. yüzyılın başından itibaren toplum sağlığını tehdit eden frengi salgını, seks işçileri ve bir bütün olarak ticari seks sektörünün denetim altında tutulmasına neden olmuştur. Frengi hastalığının tedavisinde penisilinin etkin olarak kullanılması sonucunda bu salgın, öncelikli bir halk sağlığı sorunu olmaktan çıkmış olsa bile, cinsel yaşama yönelik ahlaki kaygılar ve normlar, seks işçilerine ve ticari sekse yönelik değerlerin ve yaptırımların temel kaynağı olmayı sürdürmektedir. Yirminci yüzyılın başında etkili olmaya başlayan ve ortalarına gelindiğinde yaygınlaşan ticari seks konusundaki politikaların temel özelliği ise fuhşun ortadan kaldırılması (abolitionism) amacına yöneliktir. Fransız Devrimi sonrasında tüm dünyada kabul gören ve fuhşun denetlenmesi (regulation) amacına yönelik yasalar, yerlerini “beyaz kadın ticareti” merkezli, fuhuş yapanları “kurban” olarak niteleyen ve fuhuş üzerinden geçim teminini yasaklayan düzenlemelere bırakmıştır.  |  Devamı için lütfen tıklayın

Seks işçiliği birçok ülkede ya bütünüyle yasaklanmış ya da belirli kısıtlamalara tabi durumdadır. Eşcinsellikle ve kamu düzeni ile ilgili yasal düzenlemeler de seks işçilerinin aleyhine kullanılabilmektedir. Yasaların uygulanması bölgeden bölgeye farklılıklar gösterebildiği gibi zaman içinde uygulanma biçimleri de değişebilmektedir. Bazı ülkelerde yasalar çok baskıcı olmasına karşın uygulama toleranslı olabilir. Bir kısım ülkelerin yasaları ise çok katı olmamasına karşın uygulama baskıcı bir nitelik alabilir.

 

Fahişelerin cinsel yolla bulaşan hastalıkların yayılmasında rol oynayan önemli gruplardan biri  olduğunun anlaşılması, 19. yüzyıldan itibaren fahişeleri toplu halde izolasyona zorlayan ve ayrımcılık uygulayan yasaların gündeme gelmesiyle sonuçlanmıştır. 20. yüzyılın ortasına kadar tüm dünyada fuhşu düzenleyen görüşler ve yasalar etkin olmuş, fahişeler toplu olarak denetlenebilir mekanlarda çalışmaya zorlanmışlar ve bu doğrultuda yapılan yasal düzenlemeler fahişelerin yaşamlarını bir kat daha zorlaştırmıştır. | Devamı için lütfen tıklayın

 

  Seks işçiliği şiddetin her biçiminin yoğun olarak yaşandığı bir alandır. Seks işçileri, yaşamlarını sürdürmek üzere yaptıkları iş ve cinsel tercihleri nedeniyle ayrımcılığa uğramakta ve insan hakları koruyuculuğundan yoksun olmaları nedeniyle fiziksel ve toplumsal şiddete maruz kalmaktadırlar.  |  Devamı için lütfen tıklayın

Dünyada çocuk fuhşu tırmanıyor, yükselen bir grafik çiziyor. Kendimizi çağdaş dünyanın bireyleri olarak betimlerken, öte yandan bir insanlık suçu olan çocuğun cinsel istismarını iki yüzlülükle sorgulamıyor, engellemek için yeterince çaba sarf etmiyoruz. Diğer yönden insan ticareti bir suçtur. Sayısız uluslararası yasa ve insan hakları protokollünün ihlalidir ve iyi organize olmuş suç çetelerine mensup suçlular tarafından işlenir. İnsan tacirleri, mağdurları kendi ülkeleri içerisinde dolaştırdıkları gibi çoğunlukla da uluslararası sınırlar ardına taşırlar. Mağdurlar en temel özgürlüklerinden mahrum bırakılarak, bir mal veya köle gibi satılırlar, seks sektöründe ya da diğer işlerde çalışmaya zorlanırlar. Mağdurlar rutin olarak tecavüze uğrarlar, işkence görürler ve tartaklanırlar.  |  Devamı için lütfen tıklayın

 

 

TİCARİ SEKS

MEDYA DOSYASI

CETAD

Prof. Dr. Esin Küntay ve Dr. Muhtar Çokar tarafından CETAD (Cinsel Eğitim Tedavi ve Araştırma Derneği) için hazırlanan medya mensuplarına yönelik dosyanın bütününe ulaşmak için yandaki resmi tıklayın.

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

Anasayfa | Vakıf | Etkinlik | Yayınlar | İletişim | Destek